Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

ALTIN KAMBİYO SİSTEMİ NEDİR?


Milletlerarası ödemelere uzun süre uygulanmış bir dolaylı konvertibilite formülüdür.

Altın, bu sistemde değişim aracı olarak değer etmez. Talep edildiğinde altına çevrilebilir bir döviz, milletlerarası muamelelerde kıymet ölçüsü ve ödeme aracı hizmetini görür.

Kıymet ölçüsü ve mübadele aracı olarak kullanılan konvertibl döviz portföyü, «kısmen» altın ankesinin yerine geçmiş olur.

Altın Kambiyo Sistemi, 1922 Cenevre konferanmetli maden ankesinden sağladığı tasarruftur.

Altın Kambiyo Sistemi, 1922 Cenevre konferansında kabul edilmiş bir terimdir, Ancak bu terim iktisat literatürüne girmeden çok önce, Altın Kambiyo Sistemi fiilen uygulanmaktaydı.

19. Yüzyılda Altın Kambiyo Sistemine tipik örneklerden biri, Rusya'dır. Çarlık Rusyası, dışarıya borçlanarak büyük bir sanayileşme hamlesini gerçekleştirmeye çalışmakta ve aynı zamanda askeri ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Rubleye destek olabilecek altın rezervleri ancak yabancı kredilerle tesis edilebilirdi. Rusya İmparatorluk Bankası, kasalarında duracak böyle bir atıl altın stoku için faiz ödemek külfetini göze almak istememiştir. Reichsbank, yani Alman Devlet Bankası ile bir anlaşma imzalayarak rublelerin talep edildikçe Mark'a çevrilmesini temin etmiştir. Rusyanın dış ödemelerinde, altın yerine altına konvertibi olan Alman markları kullanılmıştır. Faiz yükü, yalnız Rusya'nın aldığı mark kredileriyle sınırlanmıştır. Aynı altın stoku hem Alman parasına ankes hizmeti görmüş ve hem Rusya'nın bir dolaylı konvertibilite mekanizmasından faydalanmasını sağlamıştır.

1914'den önce, yeterli kıymetli maden rezervlerine sahip bulunan ve klasik altın standardını uygulayan ülkeler de Altın Kambiyo Standardının kazandırdığı avantajlardan yararlanmışlardır. O tarihlerde, İngiltere hakim ekonomi durumunda idi. Milletlerarası ticari ve mali işlemlerin büyük bir kısmı, Londra Sitesinden geçmekteydi. Büyük Britanya dış ticaret, dış yatırım ve dış kredi işlemlerini sterling hesabile yürütmekteydi. Sterling'in dünya piyasalarında altın'dan çok daha geniş bir tedavül alanı vardı. Bu nedenle, diğer ülkeler milletlerarası likiditelerini altın yerine sterling olarak tutmağı tercih etmekteydiler. Ve ödeme açıklarını altın satarak elde ettikleri sterling'lerle karşılamaktaydılar.

İngiltere 1931 de klasik altın standardından ayrılınca, ekonomileri Büyük Britanya'ya bağlı bölgeler, sterling esasına dayanan Altın Kambiyo Sistemine bağlılıklarını devam ettirmişlerdir. Newfoundland ve Kanada dışındaki İmparatorluk camiasına dahil memleketlerle Mısır, Irak, Portekiz, Siyam, İran, Estonya, İsveç, Norveç, Finlandiya, Lituanya ve Danimarka dış ödemeler konusunda örgütlenerek Sterling Alanını kurmuşlardır. Bu ülkelerin dış ödemelerinde eskisi gibi ödeme aracı ve kıymet ölçüsü olarak sterling kullanılmıştır. Dış ödemelerin aktif bakiyeleri İngiltere'de toplanmış ve pasif bakiyeleri sterling satın alarak ödenmiştir. Sterling Alanı ülkeleri, paralarının konvertibilitesini İngiltere aracılığı ile temin etmişlerdir.

1939-1945 Savaşından sonra, Altın Kambiyo Sistemi dolara dayanarak yürütülmüştür. Dolar, bu dönemde milletlerarası kıymet ölçüsü ve ödeme aracı olarak her yerde aranmıştır. Amerika, yabancı merkez bankalarına talep ettiklerinde beher “ounce”u, yani 31.103.48 gramı 35 dolardan altın vermeyi kabul etmiştir. Dolar, milletlerarası ödemelerde altına çevrilebilir bir para olarak itibar görmüştür. Diğer dövizlerin konvertibiliteleri, dolar vasıtasile sağlanmıştır. Dış ödemeleri açık veren memleketler. Altın satıp aldıkları dolarlarla borçlarını kapatmışlardır. Durumları rezervlerini kuvvetlendirmeye müsait ülkeler ise, ellerindeki dolarlardan bir kısmile Amerika'dan altın almışlardır.

Altın Kambiyo Sistemi, 1960'lara kadar arızasız işlemiştir. Ancak bu tarihlerde, ilk güçlükler tesirini hissettirmiştir. Amerika içindeki fiyat yükselişleri paranın satın alma gücünü yıldan yıla kemirdiği halde, doların dış piyasalarda 1933 yılı ölçülerile tespit edilmiş altın değerini muhafaza etmesi, ahenksizliklere yol açmıştır. Değerinin dışarıda daha yüksek olması, yabancı ülkelere doğru dolar transferlerini kabartmıştır.

Amerika'nın dış ödeme hesapları önemli bir açık vermediği ve altın stoku büyük bir rakam hafinde durduğu sürece, dolarların muhacereti bir endişe uyandırmamıştır.

Fakat göçmen dolarlar Amerika'nın altın rezervleri ile karşılanamayacak rakamlara erişince, Altın Kambiyo Sisteminin işleyebilmesi güçleşmiştir. Amerika, bu dolarların altına çevrilmesini önlemek maksadıyla siyasi nüfuzunu kullanmış ve ayrıca Roosa bonoları ve Swap örgütü ile bunları hareketsiz hale getirmeği denemiştir.

1965 Şubatında De Gaulle bir basın toplantısında doların eski sağlamlığını kaybettiğini ve bundan böyle Altın Kambiyo Sistemine güvenilemeyeceğini ileri sürmüştür. Fransız Devlet Başkanı, dünya paralarının doları kıymet ölçüsü saymaktan vazgeçerek klasik altın standardı variyantlarından birini benimsemek gerektiğini savunmuştur.

1965 - 1968 arasında, Amerika dış ödemeler dengesini biraz olsun ferahlatıcı çareler aramıştır. Faiz haddinde, krediler hacminde, vergilerde ve dış devlet harcamalarında bu maksatla ayarlamalar yapılmıştır. Amerika'dan sermaye çıkışlarını durdurarak dış yatırımların Euro-Bond piyasası tarafından finansmanı denenmiştir. Emisyonun %25’i oranında altın stoku bulundurulmasını gerektiren kanun hükmü kaldırılmıştır.

Alınan tedbirler, milletlerarası para piyasasında birbiri ardına bunalımlar belirmesini önleyememiştir. Nihayet 16 Ağustos 1971 de, doların dış ödemelerde altına konvertibilitesi kaldırılmıştır. 1971 Aralık ayında da, dolar devalüe edilmiştir.

Doların dış ödemelerde konvertibl bir para olmaktan çıkmasıyla, Altın Kambiyo Sistemi de tatil edilmiştir. Ancak konvertibl olmayan dolar rejimi de sakıncalı görüldüğünden 1972 Martında, tekrar konvertibiliteye dönmek üzere bazı sondajlara başlanmıştır.

Almancası : Golddevisenwahrung.

Fransızcası: étalon de change-or.

İngilizcesi : gold exchange standard.

(Bk; altın. Altın Sikke Sistemi, Altın Külçe Sistemi, konvertibilite. Dolar problemi, Sterling Bloku, Roosa bonoları, Swap örgütü).