Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

FAİZ TEORİLERİ   NEDİR?


Faizin varlık sebebini ve büyüklüğünü izah eden görüşlerdir. Faiz iktisadın en eski sorunlarından biridir. Zaman seyri içinde, faizin meşruluğu, niteliği ve ekonomi içinde oynadığı rol, tahlillerde ön plana geçmiş ve devrin iktisadi düşüncesine hakim olmuştur.

İlk zamanlar, tüketim ihtiyaçları için alınan miktarların ödenmesi büyük güçlükler yarattığından faiz, genellikle mahkum edilmiştir. Aristo, «para parayı doğurmaz» diyerek cephe almış, daha sonraları Thomas Aguinas dini düşüncelerin ağır bastığı bir davranışla karşı çıkmıştır.

Özellikle sanayi Kapitalizm'in gelişmesiyle faiz hakkındaki olumsuz tutumlar yumuşamış ve iktisadi rolünü, hislerden arınmış olarak ortaya koymak imkanları artmıştır.

Faiz Teorilerinin gelişiminde başlıca iki akım göze çarpar. Görüşler arasında sermayenin kaynağı olarak tasarrufu kabul etmek noktasında bir ayrılık yoktur. Ancak, birinci akım sermaye piyasasında karşılaşan tasarruf arzıyla yatırım talebinin tayin ettiği faiz haddinln izahında reel faktörlere ağırlık verir. Klasik ve Neoklasik iktisatçıların genellikle dahil olduğu bu akıma karşılık, J. M. Keynes sorunu tamamen parasal açıdan ele almakta ve para arzıyla talebini faiz haddinin teşekkülünde esas tutarak ikinci akımı meydana getirmektedir.

i) Reel görüşler içinde, Nassau Senior'a göre, faiz de bir fiyattır ve sermaye arz talebinin karşılanmasıyla ortaya çıkar. Tüketicilerin fedakarlığa katlanarak tasarrufa gitmeleri sermaye arzını meydana getirir ve perhizkarlığın bir bedeli olmak gerekir. Sermaye talebi ise, sermayenin üretimi daha verimli kılmasına diğer deyişle verimliliğine bağlanır.

Bu görüşü Lassalle ve Marx istihza ile karşılamışlar, fedakarlık yaparak tasarrufta bulunabilmenin ancak kapitalist sınıf imkanları içinde olduğunu asgari geçinme seviyesinde ücret gelirine sahip emekçilerin bundan zorunlu olarak yoksun kalacaklarını belirterek şiddetle eleştirmişlerdir.

Böhm - Bawerk faizin varlığını geleceğin insan gözünde değer kaybına uğraması nedeniyle psikolojik bir temele dayatır insanlar; genellikle bugün ellerinde bulundurdukları değerleri yarınki değerlere tercih etmek eğilimindedirler. Bu yüzden hem tasarrufu teşvik etmenin ve hem de tasarruflarını başkalarına bir süre devretmelerinin sağlanması için «bugün-yarın» arasındaki farkı kaldıracak bir fazlalığın tasarruf sahiplerine verilmesi gerekir. Kısaca zaman tercihi faizin nedenidir. Böhm - Bawerk'ın bu konudaki tahlilleri Agio Faiz Teorisi oiarak adlandırılmaktadır.

Reel unsurlara ağırlık veren klasik görüşü, genel hatlarıyla, şöyle toplamak mümkündür;

Sermaye arzı, bir tasarruf arzıdır. Her faiz haddine bir tasarruf arzı tekabül ettiğine göre, tasarruf sahibi, tasarrufu meydana getirebilmek için katlandığı külfet ile tasarrufunu devretmesiyle aide edeceği faizin sağladığı faydayı eşit kılmak peşindedir.

Sermaye talebi, yatırım için yapılan bir taleptir ve sermayenin marjinal verimliliğinin bir fonksiyonudur.

Böylece, sermaye talebini ve sermaye arzını gösteren eğrilerin keşişmesiyie faiz haddi tayin edilir.

ii) Faizi tamamen parasal(rnoneter) açıdan ele alan Keynes'ten önce, bu akımın öncülerinden olarak İsveçli iktisatçı Knut Wicksell'i belirtmek mümkündür Wicksell, «faiz haddini, para miktarının azlığına veya çokluğuna bağlı» görmüştür.

Keynes's göre, Her şeyden önce, paranın iktisadi hayatta aktif bir role sahip olduğunu kabul etmek gerekir. Reel hayatta rol alan iktisadi sürelerin para talep etmosi paranın sağladığı kendine has hizmetler olmasındandır. Bunlar muamele, ihtiyat ve spekülasyon hizmetleridir. Halkın likidite tercihi bu üç hizmet nedeniyle ortaya çıkar ve elindeki likid para miktarını belirler.

Keynes, tasarruf ve yatırım; faiz haddine bağlamaz. Çünkü, tasarruf bir artık (rasidu)dır. Gelirin tüketilmeyen kısmıdır ve tüketim eğiliminin fonksiyonudur. Yatırımda, kendi yönünden, yatırım eöilimina bağlıdır. Bu durumda faiz, tasarrufun mükafatlandırılması değil, bilakis, likidite'den vazgaçmenin bir fiyatı veya bedelidir.

Genel çizgilerle, para arzı ve talebi faizi tayin eder. Halkın likidite tercihi para talebini, ülkenin para politikasını yürüten otoritelerin piyasaya sürdükleri para miktarı da, para arzı'nı meydana getirir.

iii) Faizi izah eden bu görüşlerin büyük ölçüde tek yönlü olması nedeniyle, toplayıcı nitelikte ödünç Verilebilir Fonlar Teorisi ileriye sürülmüştür. Faiz hadleri, aslında hem reel ve hem de moneter faktörlere bağlıdır. Örneğin, arz yönünden sadece gerçek tasarrufları değil, aynı zamanda bankalar sisteminin yarattıkları kredileri (banke parası) da gözetmek gerekir. Burada, faiz hadlerinin tayininde bağdaştırıcı ve eksiksiz bir izah endişesi hakimdir.

Almancası : Zinstheorien.

Fransızcası : théories de l’intérét.

İngilizcesi : theories of interest.

(Bk: Aristo, Aquino'lu Thcmas, Charles Dümoulin, Agio Faiz Teorisi, VVicksell'in Faiz Teorisi, Ödünç verilebilir Fonlar Teorisi, Likidite Tercihi Teorisi, Nassau Senior).