Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

FERDİ GELİR NEDİR?


Teklerin veya ailelerin yahut harcama birimlerinin (yani başlıca giderler için gelirlerini harman etmek suretiyle bir arada yaşayan kimselerin teşkil ettiği toplulukların) belirli bir dönemde, genellikle bir yıl içinde, elde ettikleri gelir demektir. Bu üç birimden hangisinin bahis konusu olduğu noktasının önemi vardır. Gerçekten fakir ailelerde çalışan ve kazancı olan üyelerin sayısı arttığından, aile veya harcama birimi esasına dayanan istatistikler, gelir dağılımındaki eşitsizlik derecesini, teklerin birim sayılmış bulunduğu istatistiklere nazaran daha az gösterir. Ferdi gelirler emekli maaşları gibi transfer gelirlerini kavradıkları halde şirketlerin ödedikleri kurumlar vergisini ve dağıtılmayan karlarını içermezler. Dolayısıyla toplamları «faktör fiyatları ile milli gelire» eşit olamaz, daha ziyade «şahsi gelirse veya -vasıtasız vergiler ödendikten sonra kalan ferdi gelirlerle ilgilenildiği takdirde- kullanılabilir gelire yaklaşır. Bununla beraber bazı gelir unsurlarının değerlendirilmesi hususunda milli gelir istatistiklerinde uygulanan usuller vergi kanunlarının koyduğu veya hayatta genellikle tatbik edilen usullerden farklı olduğundan, ferdi gelirlerin toplamı bu iki niceliğe de tamamiyle uymaz. Ferdi gelirler genel gelir vergisinin mevcut olduğu memleketlerde o vergiye ait kayıtlara dayanılmak fakat kaçakçılık, vergi muaflıkları v.s. için çeşitli ajüstmanlar yapılmak suretiyle yahut da sondajla seçilen bir aile grubunun harcama ve tasarrufları hakkında toplanan bilgileri genelleştirmek yoluyla tespit edilir. Bu gelirler, vasıtasız vergiler ödenmeden evvelki veya ödendikten sonraki miktarları bahis konusu olduğuna ve ücret, kar, kendi hesabına çalışanların kazançları, rant, faiz, emekli maaşı şeklinde bulunduklarına göre çeşitlere ayrılır. Ücretlerle transfer gelirlerinin nisbi öne­minin iktisadi gelişme ile gittikçe arttığı kaydedilmelidir. Ferdi gelirlerin seviyesini servet, eğitim derecesi, cinsiyet ve yaş gibi faktörler etkiler. Ferdi gelirlerin dağılımındaki eşitsizlik derecesi iktisadi ve sosyal bakımdan büyük bir önem taşır. Bunu tespit için Lorenz eğrisini çizmek, gelirlerinin büyüklüğüne göre sıralanmış olan birimleri eşit 5, 10, 20 kısma bölüp her kısma toplam gelirin yüzde kaçının düştüğünü tayin etmek veya temerküz oranını hesaplamak gibi yollar vardır. Yirminci Yüzyılın başlarına kadar gelir dağılımı, istatistik tertip edilebilmiş olan memleketlerin hepsinde büyük bir eşitsizlikle vasıflanıyordu. Gelir vergisi kayıtlarından beliren durum, konu ile yakından ilgilenmiş olan iktisatçı Vilfredo Pareto'nun ileri sürmüş olduğu bir kanuna aşağı yukarı uygun olarak şu manzarayı gösteriyordu: Gelirleri en düşük seviyede olanlar en çoktu, daha büyük gelirlere doğru gidildikçe gelir sahiplerinin sayısı ilkin şiddetli surette sonra yavaşlayarak düşüyordu. Öyle ki gelirleri absise, gelir sahipleri sayısını kordinata geçirmek suretiyle çizilecek grafik bir hiperbolü andırıyordu. Daha sonraki araştırmalar durumun tamamiyle böyle olmadığını, özellikle en küçük gelirlere sahip kimselerin ardı sıra gelen gelir dilimlerine dahil kişilerden sayıca daha az olduğunu göstermekle beraber geiir dağılımında buna rağmen şiddetli eşitsizlik bulunduğunu teyid etmiştir. Denilebilir ki bu eşitsizlik kısmen özel mülkiyet ve çalışma hürriyeti temellerine dayanan iktisadi düzenden ileri gelmekte, kısmen ise zorunlu bulunmaktadır. Mesela iş zamanının bir kısmı ve tamamı boyunca çalışanların, uzmanlarla acemi işçilerin gelirleri arasında eşitsizlik bulunması zorunludur. Buna karşılık gerek servet farklarından, gerek risk kabul eden kimselerin büyük gelirler sağlamalarını mümkün kılan kazanma serbestliği esasından doğan gelir eşitsizlikleri iktisadi ve sosyal düzenle ilgilidir. Ancak ikinci Dünya Savaşından bu yana bütün ilerlemiş mamleketlerde (özellikle vergiden sonraki) gelirlerin dağılımındaki eşitsizlik önemli surette azalmıştır. Sebebi, az değişken olan ücretlerle transfer gelirlerinin toplam gelirdeki payının, çok değişken olan karlarla sermaye gelirleri aleyhine yükselmiş ve vergilerde müterakkiliğin artmış olmasıdır. Yapılan bir çok araştırmalar bugün gelir dağılımının ilerlemiş memleketlerde geri kalmış memleketlerdekinden daha eşit olduğunu göster­miştir. Öte yandan sosyalist memleketlerde karlar ve sermaye gelirleri fiilen ortadan kalkmış olduğundan ve aşağı yukarı bütün gelirler ücret niteliğini, taşıdığından gelir dağılımında ilerlemiş kapitalist; memleketlerdekinden daha büyük bir eşitlik vardır. Ancak bunlarda da gelir farkları ortadan kalkmış olmaktan uzaktır. Türkiye'de bir kaç yıl evvel bir gelir dağılımı araştırması yapılmışsa da güvenilebilir sonuçlar vermemiştir.

Almancası : Individualeinkommen.
Fransızcası : revenu individuel.
İngilizcesi : individuat income.
(Bk; Lorenz eğrisi).