I. Aynı cinsten olaylara ait (yani aynı seriye dahil) rakamlar arasındaki oranlar. Bunların özellikle 2 türü önemlidir:
a — Kısmın bütüne (rakamlar seri halinde tertip edilmişse seri terimlerinin toplama) pisbetinden ibaret olan bileşim oranları. Misalleri. 60 yaşını aşkın kimselerin veya bekârların nüfusa oranı, ormanlık alanın memleket arazisindeki payı. v.s. dir.
b — İndeksler. Bunlar serinin her terimini ya bir evvelki terime yahut esas kabul edilip değeri 100 veya 1000 itibar edilen belirli bir terime oranlamak suretiyle bulunur.
İlk halde zincirleme, ikinci halde sabit temelli indeksten bahsedilir. Terimlere X. sıra numaralarına, temel kabul edilen terimin numarasına f sembolü verilmek suretiyle formülleri şöyle yazılabilir:
Xi
Zincirleme indeks Zi = 100 __________
Xi-1
Xi
Sabit temelli indeks Si = 100 ___________
Xt
Sabit temelli indeksin yansıttığı eğilim temel sayılan terimin etkisi altında kaldığından bu terimin normal olmasına önem vermek, hiç bir terimin normal olduğuna güvenilemiyorsa birkaç terimin ortalamasını temel kabul etmek lâzımdır.
Bileşim oranları daha ziyade bölünme ve mekân serilerine mahsus iken indeksler özellikle zaman serileri için hesaplanır.
II. Başka cinsten olaylar da, aralarında bir ilişki olmak şartıyla, birbirine oranlanabilir. Bu gibi oranların iki mühim türü vardır.
a — Bazı olayları belirli mekânlara nikbet etmek suretiyle bulunan yoğunluk rakamları. Nüfus sayısını ve demiryollarının uzunluğunu memleket arazisi ile ev halkı sayısını evlerin yüz ölçümü ile bölmekle elde edilen oranlar bunlara örnektir.
b — Biri diğerinin sebebi veya kaynağı sayılabilecek olaylara ait rakamlar arasındaki oranlar. Türeme oranı veya had (Rate, taux, rate) adı verilen bu oranların misali, doğum ve ölümlerin nüfusa, evlenmelerin bekâr nüfusa, otomobil kazalarının otomobil veya nüfus sayısına nispeti v.s. dir.
Bu hallerde birbirini oranlanan olaylar başka cinstendir. Meselâ nüfus bir varlık niteliğinde iken ölüm ve doğumlar vak'a kabilinden geçici olaylardandır, ölümsellik, doğurganlık, cürüm işleme gibi olayların çokluk derecesi ancak türeme oranlarından anlaşılır.
Belirli türeme oranlarına benzeyen ve bazen onlarla karıştırılan bileşim oranları vardır. Örneğin 65 yaşını aşkın kimselerin 1960 yılında vukubulan toplam ölümler sayısındaki payının (ki bir bileşim oranıdır) aynı grubun ölüm haddi (1960 da o yaşta ölenlerin yıl başı mevcutlarına oranı) gibi manalandırıldığı vakidir. Ancak yanlış hükümlerden kaçınmak için bu iki oranın kesinlikle birbirinden ayırd edilmesi lâzımdır. Meselâ 65 ve + yaşındakilerin ölümler sayısındaki payından o yaştakilerin ölümselliği hakkında hiç bir sonuç çıkarılamaz. Pay yüksekse, bu, sadece, nüfus arasında ihtiyarların çok olmasından ileri gelmiş olabilir.
III. Oranlar hesaplandıkları iki rakam arasındaki ilişkinin ne derece sıkı olduğu takımından da ikiye ayrılabilir: Rakamlardan biri diğeri ile ilişkisi olmayan birimleri de kavradığı yahut iki rakam durumları farklı grupları kapsadığı takdirde elde edilen orana kaba veya genel denir. Araştırılan olayla ilgili olmayan birimler hesaba katılmamak ve durumları değişik gruplar birbirinden ayrılmak suretiyle bulunan oranlara ise özgür (specifique) adı verilir. Meselâ aktif nüfusun bütün nüfustaki payı kaba bir orandır. Çünkü nüfus arasında çalışamayacak çocuk ve ihtiyarlar bulunduğu gibi oran iktisadî faaliyetlere katılma bakımından aralarında büyük farklar bulunan erkek ve kadınları kapsamaktadır. Buna karşılık çocuklarla yaşlılar hesaba katılmamak suretiyle 15-64 yaşındaki erkek ve kadınlar için ayrı ayrı bulunan faallik oranları özgüldür. 15-64 yaş grubunu küçük sınıflara ayırmak suretiyle daha özgül oranlara varmak da mümkündür.
IV. İhtimaller de birer orandır. Ancak bütün oranlar ihtimal değildir. Bir oranın ihtimal sayılabilmesi için paydaki rakamın paydadakinin ya bir kısmını teşkil etmesi yahut ondan çıkmış olması gereklidir. Buna göre yalnız bileşim oranları ile ikinci koşula tamamıyla uygun türeme oranları ihtimal niteliğini taşıyabilir.
Oranlardan kolaylıkla yanlış sonuçlar çıkarılabilir. Bundan kaçınmak için, yorumlamalarda özgül oranlara dayanmak, mutlak rakamları da göz önünde bulundurmak ve çeşitli oran türlerinin niteliği arasındaki farkları unutmamak gereklidir.
Almancası : Verhâltniszahl.
Fransızcası : rapport.
İngilizcesi : ratio.