Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

VASITASIZ VERGİLER  NEDİR?


VASITASIZ VERGİLER, denince esas olarak mükellef kılınan şahıs tarafından ödenen ve başkalarına in'ikâs ettirilemeyen (yansıtılamayan) vergiler anlaşılır, ilk bakışta vasıtasız vergileri ayırt etmek kolay gibi gözükür, fakat vasıtasız yergileri tespitte kullanılması gerekli kriter konusunda geniş fikir ayrılıkları mevcuttur. Ele alınan kritere göre durum farklı olabilmektedir. Kriterlerden biri fiilî in'ikâs kıstasıdır. Bu kıstasa göre verginin fiilî olarak in'ikâs edip etmediğine bakmak gerekir. Eğer vergi in'ikâs etmiyorsa, yani kanunî mükellef ile nihaî mükellef aynı kişiyse bu vergi vasıtasızdır. Bu kıstas yeterli değildir; çünkü son yıllarda maliye konusunda yapılan çalışmalar göstermektedir ki, hemen bütün vergileri az veya çok in'ikâs ettirmek mümkün olmaktadır. Ayrıca bu kriterin yetersiz kaldığı diğer önemli hususlar şunlardır; Bir verginin in'ikâs oranı %0 dan %100e kadar değişebilir; yani vergi hiç in'ikâs etmeyebileceği gibi, kısmen veya tamamen in'ikâs edebilir. Kısmî in'ikâs halinde vergiyi hangi gruba sokmak gerekecektir? Ayrıca belirli bir verginin yansıma derecesi de zaman içinde değişiklikler gösterir, çünkü bir verginin yansıması piyasa biçimine ve arz talep şartlarına bağlıdır. Dolayısıyla belirli şartlar altında hiç yansımayan bir verginin farklı şartlar altında tamamen (veya kısmen) yansıması gayet mümkündür. Demek ki fiilî in'ikâs kriterine dayanarak vasıtasız (ve aynı şekilde vasıtalı) vergileri tespit etmek güçtür. İleri sürülen kıstaslardan ikincisi kanunî in'ikâs kıstasıdır. Burada fiilî durum önemini kaybetmekte, kanun koyucunun amacı esas alınmaktadır. Yasama organının gayesi verginin yansıması ise vergi vasıtalı, yansımayıp kanunî mükellef üzerinde kalması ise vergi vasıtasız sayılacaktır. Bu kıstas da bazı itirazlarla karşılaşmıştır. Şöyle ki, kanun koyucunun amacı her zaman belli değildir; ayrıca fiilî durum kanun koyucunun amacından oldukça farklı olabilir. Üçüncü bir kıstas olarak vergi konusunun sürekti/iği ele alınmaktadır. Konusu sürekli ve mükellefi de önceden oldukça belli olan vergiler vasıtasız kabul edilir. Bunların ödenme zamanları da önceden bellidir. Meselâ bina, arazi, gelir, kurumlar vergileri gibi. Bu kıstas da aslında pek yeterli değildir; meselâ bu kriter esas alınırsa veraset ve intikal vergisini vasıtalı saymak gerekecektir. Ayrıca iktisadî dalgalanmalar dolayısıyla vergi konusunun sürekliliğinin zedelenmesi de tamamen mümkündür. Vasıtasız (ve dolayısıyla vasıtalı) vergileri tespitte yüzde yüz geçerli olan ve herkes tarafından kabul edilen bir kriter henüz ortaya konamamıştır. Bununla beraber konusunda görülen fikir ayrılıkları hangi vergilerin vasıtasız, hangilerinin de vasıtalı sayılacağı konusunda pek önem taşımamaktadır. Çünkü bu konuda genel bir fikir birliği vardır. Bu fikir birliğine göre vasıtasız vergiler grubuna gelirden ve servet unsurlarından alınan vergiler dahildir. Bunlar: Gelir vergisi, kurumlar vergisi, gelir artışı vergisi, gerçek servet vergisi, itibarî servet vergisi, servet artışı vergisi, veraset ve intikal vergisi, bina vergisi, arazi vergisi, taşıt vergisi (ve belirli eşyaya tasarruftan alınan benzer vergiler). Genellikle vasıtasız vergilerin önemi gelişmiş ülkelerde daha yüksektir. Çünkü vasıtasız vergilerin en önemlileri olan gelir ve kurumlar vergilerinin az gelişmiş ülkelerde uygulanma imkanları nispeten azdır. Türkiye'de 1972 malî yılında öngörülen devlet gelirlerinin %87'si vergilerden beklenmektedir Bu vergiler içerisinde vasıtasız vergiler payı % 44'tür. Bunun da en büyük kısmı gelir vergisinden elde edilecektir. Vasıtasız ve vasıtalı vergilerin karşılaştırmasını vergi adaleti ve varidat açılarından ele almak mümkündür Adâlet yönünden vasıtasız vergiler daha uygundur; çünkü bu vergilerde mükellefin vergi ödeme kabiliyeti direkt olarak yakalanmaktadır. Ayrıca mükellefin özel durumuna göre indirimler tanınmakta ve müterakki tarife uygulanmaktadır Buna karşılık vasıtalı vergilerde verginin nihaî mükellefi kesin olarak belli değildir ve çoğunlukla farklı gelir grupları aynı miktarda vergi ödediği için tersine müterakkîlik söz konusudur. Vergi varidatı ve verimliliği açısından her iki verginin de karşılıklı üstünlükleri vardır. Vasıtasız vergiler, özellikle gelir vergileri etkin bir uygulama gerektirir; bu sağlanamazsa vergi kaçakçılığı yüksek miktara ulaşır ve verimlilik azalır. Vasıtalı vergide ise kaçakçılık imkânı oldukça sınırlıdır. Vasıtasız vergilerden gelir vergileri, gelir değişikliklerini yakından izler; fakat servet üzerinden alınan vergilerin iktisadî dalgalanmalarına karşı duyarlılığı çok azdır. Vasıtalı vergiler ise bu dalgalanmaları daha uzaktan takip eder. Aynen bu vergilerin idaresi çok daha kolaydır. Mükellef psikolojisi yönünden vasıtasız vergiler olumsuzdur; çünkü mükellef bunları ödediğini kesin olarak görmektedir. Vasıtalı vergilerde ise mükellef çoğu zaman bunu fark etmemekte, dolayısı ile verginin baskısı nispeten hafif kalmaktadır. Almancası : direkte Steuern. Fransızcası : impöts directs. İngilizcesi : direct taxes. (Bk; vergiler, vasıtalı vergiler. Gelir Vergisi. Kurumlar Vergisi).