İşçilerin işletme yönetimine katılmalarını ifade eden terimdir.
Yakın zamanlara kadar işletmenin mülkiyetine sahip bulunanların yönetimde de yegâne söz sahibi kimseler olacağı fikri kabul ve tatbik edilmekteydi.
İşletme cesametinin büyümesi ve sosyal görüşlerin gelişmesi sonunda bu sistem üzerinde tartışmalar baş göstermiştir.
İşletme yönetiminde emeğin de sermaye gibi söz sahibi olması gerektiğini savunanların ileri sürdükleri başlıca deliller şunlardır:
i) İşletmede sermaye unsuru yanında teşebbüs gücü gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Müteşebbisin başarı kazanması ve işyerinde verimliliğin artması, üretim faktörlerinin en iyi ve uygun şekilde değerlendirilmesine bağlıdır, işletme idarecisinin sadece sermaye yönüne ağırlık vermesi, emek yönüne söz hakkı tanımaması kendisinin başarı şansını zayıflatmaktadır.
ii) Üretimde payı olan emek sahiplerini yönetime ortak etmek suretiyle bir yandan sosyal çekişmeleri geniş ölçüde önlemek mümkün olacak diğer taraftan da işçilere sorumluluk yüklemek suretiyle taleplerinde daha makul ve mutedil hareket etmeleri sağlanmış olacaktır.
iii) Bunların sonucu olarak sendikacılık hareketi doktriner bir nitelik kazanmaktan ziyade meslekî planda kalacaktır.
iv) Almanya için söz konusu edilen bir başka sebepte, İkinci Dünya Harbine yol açan faşist rejimlerin büyük kapitalistleri kolayca kendi yanlarına çekebilmiş olmalarıdır. Şayet işçilerin yönetime katılması mümkün olsaydı totaliter idareciler sermaye çevrelerinin desteğini muhtemelen bu derece sağlayamayacaklardı.
İşçilerin yönetime katılması fikri oldukça eski olmakla beraber, asrımızın ilk yıllarında kuvvet kazanmaya başlamıştır. Birinci Dünya Harbinden sonra başta Federal Almanya olmak üzere İngiltere'de ve bazı Avrupa ülkelerinde bu hususta ciddi adımlar atılmıştır. Meselâ İngiltere'de Whitiey Raporu hükümet tarafından kabul edilmek suretiyle işyeri ve millî seviyelerde komitelerin kurulması gerçekleştirilmiş; Almanya’da da Weimar Anayasası işçi komitelerine açıkça yer vermiştir.
Sınaî demokrasi ismi altında girişilen bu çabalara ihtilâlci sendikacılık görüşünü savunanlar karşı çıkmışlardır. Onlara göre hangi seviyede olursa olsun emekçilerin sermaye sahipleri ile işbirliği çalışan sınıfın gücünü azaltacak sınıf bilincini öldürecektir.
Öte yandan işçilerin ancak sermayeye ortak olmak suretiyle işletme yönetimine katılabileceklerini kabul edenlerin görüşleri de dolaylı şekilde bu gelişmeyi engellemiştir. Ancak işçilerin sermayeye ortak edilmesini öngören çeşitli formüller arzu edilen sonucu doğuramamış, buna mukabil işçilerin yönetime katılmalarıyla ilgili görüşler İkinci Dünya Harbinden sonra hızla yayılmıştır.
İşçilerin işletme yönetimine katılmaları iki yoldan gerçekleşmektedir. Bunlardan birincisi kanunla, ikincisi de toplu iş sözleşmeleriyle bu hakkın işçilere tanınmasıdır. Şüphesiz işçilerin kanunla yönetime katılma hakkını elde etmeleri daha önemlidir. Nitekim Federal Almanya'da önce demirçelik ve madencilik işletmelerinde işçilere yönetime katılma hakkı 1951 de sağlanmış ve bir yıl sonra bu hak, daha sınırlı şekilde, bütün işçilere teşmil edilmiştir.
Almancası : Mitbestimmung.
Fransızcası : participation.
İngilizcesi : codetermination.