Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

ADİL FİYAT NEDİR?


Faiz yasağı ile beraber, ortaçağ skolastik düşüncesinin kilit noktasını teşkil eder. Fikir özü ile Aristo'dan gelmekte olup oradan Ortaçağ doktrinine mal edilmiştir.

Aristo, malların değişiminden bahsederken fiyat üzerinde durmuş ve fiyat oluşumunda emek maliyetinin rolünü belirtmişti. Ona göre malların fiyatı, satıcının sosyal statüsü de dikkate alınmak üzere, sarfedilen emek miktarıyla tayin edilmek gelirdi.

Ortaçağ Hıristiyan dünyası, insanın insanı sömürmesini önlemeyi kutsal kitabın emri olarak yerine getirmeye çalışırken, yine Adil Fiyat (Justum pretlum) meselesi ile karşılaşmıştır. Augustin'e göre ticarette, insan yaratılışı icabı ucuza alıp pahalıya satmak ister. Buradan insan oğlunun isteklerine adil fiyat yoluyla sınır çizmek lazım gelir. Ancak adil fiyatın ne demek olduğu ve ne ile ölçüleceği Hıristiyan azizlerince daima berrak bir şekilde kavranmış ve açıklanmış değildir.

Aristo felsefesi başta İslam alimleri aracılığı ile Batıya tanıtıldıktan sonra, adil fiyat tekrar Aristo geleneğine uyularak açıklanmak ve tarif edilmek yoluna gidilmiştir. Gerek Albertus Magnus, gerek Thomas Aquinas adil fiyatı, Aristo'da görüldüğü üzere, satıcının emeğini ve diğer masraflarını karşılayacak ve ayrca mensup olduğu sosyal tabakanın standardına uygun şekilde yaşamasını mümkün kılacak seviyede bir fiyat olarak tarif etmişlerdir. Mallar arasında ideal değişim nisbeti böylece her birinin üretimi için sarfedilmiş olan emek ve maliyetin hepsinde birden eşitlenmesi esasına dayandırılmış oluyordu.

İslam Ortaçağı da, genel olarak Aristo izinde yürümüş ve esasında bu geleneğe daha erken olarak ayak basmıştır. Ancak İslam dininin kurulduğu yıllarda ve çevrede oldukça hareketli bir ticaret kapitalizmi hüküm sürdüğü için, fiyat konusunda İslamiyet çok daha liberal bir tutumu benimsemiştir. Skolastik düşünce donuk kalıplar halinde İslam dünyasına daha sonra nüfuz etmiş ve yerleşmiştir.

15. Yüzyıl düşünürleri adil fiyatı tayinde yalnız emek ve maliyet unsurlarından kurulu olan katı çerçeveyi biraz daha aralayıp genişleterek bunların yanı sıra risk unsuru ile beraber yeni girişimci sınıfının zeka, çalışkanlık ve beceriklilik tarafını ölçü olarak araya katmayı ihmal etmemişlerdir. Bt Skolastiklerin anladığı manada adil fiyat doktrininin sonu demekti. Esasında tüketici iaşesini ve korunmasını hedef tutan Ortaçağın şehir ve lonca politikası gününü doldurduktan sonra, faiz yasağı gibi adil fiyat da doktrin çekişmesine konu olmaktan uzaklaşmıştır.

Fizyokratlardan beri “tabii fiyat” veya “normal değer” denilen şey, aslında adil fiyatın yeni bir kisve altında devamından başka bir şey değildir. Ancak tabii fiyat veya normal değer, eskisi gibi uyulması gerekli olan ahlaki ölçüleri değil, serbest piyasa mekanizmasında ve tam rekabet şartları altında fiyatın dönüp dolaşıp otomatik surette karar kılacağı maliyet seviyesini belirtmektedir. Adil fiyat ahlaki ölçü olarak klasik iktisatçılardan bu yana iktisat ilminin hudutları dışına sürülmüş, buna rağmen mübadele kıymetini hala emek maliyetine dayalı görmek isteyen bir kısım sosyalist yazarlar arasında ve bir de darlık ve kıtlık devrelerinde, narh ve fiyat politikası ile zaman zaman su yüzüne çıkmak fırsatını bulmuştur.

Almancası : Gerechter Preis.
Fransızcası: Juste prix.
İngilizcesi : Just prica.
(Bk; Aristo, Skolastikler, Adil ücret, Doğal fiyat).