Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

BÜYÜME NEDİR?


Reel milli gelirin uzun dönemli olarak çoğalması demek olup adam başına istihsal indeksine ait değerlerin trendindeki değişmelerle ölçülür. Adam basına reel gelir artışı büyümenin bir bakıma sonucudur. Ekonomide bu sonucu yaratacak şekilde gövde ve hacim değişmeleri büyüme olayının esas surecini meydana getirir, iktisadi büyümeyi, buna göre, «ülke ekonomisinin temel değişkenlerinde (işgücü, tabii kaynaklar, teçhizat), adam başına daha yüksek bir reel hasıla sağlayacak şekilde gövde ve hacim genişlemeleri» olarak tarif edebiliriz. Söz konusu olan temel değişkenlerin bir arada yoğruluşu büyüme hızını her zaman hedef tutulan çizgide yürütmeyebilir, işgücünün, tabii kaynakların teçhizatın genişlemesinde zaman zaman hız farkları ortaya çıkar. Emeğin teçhizattan daha hızlı çoğalması, tabii kaynakların bunlar karşısında sınırlı kalışı üretimi ve dolayısıyla adam başına reel gelir artışını arzulanan seviyeden uzaklaştırabilir. Uzun dönemde böylece farklı had ve oranlarda meydana gelen, devamlı akımın tahlili iktisadi büyüme teorisinin temel konusunu meydana getirir. Büyüme tabiri yerine bazen kalkınma veya gelişme sözcüklerinin kullanıldığı görülür. Bazı hallerde kalkınma ve büyüme aşağı yukarı eş anlamda kullanılan terimlerdir. Nitekim Türkiye'de beş yıllık kalkınma planında, yüzde yedi kalkınma hızından söz edilirken, kalkınma sözü büyümenin tam karşılığı olarak kullanılmaktadır. Kalkınma tabiri bazen de büyümenin aşamalarından biri olan take - off (Rostow'un) teorisi karşılığı olarak kullanılmaktadır. Ve adam başına değil global reel gelir artışı kastedilmektedir. Buna mukabil, bir kısım iktisatçılar büyüme ile gelişme tabirlerinin farklı manalara geldiğine işaret etmişlerdir. Millet ekonomisi, on­larca, iki yönde değişir: Bir taraftan gövdesi ile genişler (nüfusu, işgücü çoğalır, istihsal vasıtaları artar. Diğer yandan bünye ve çatısı ile değişir. Birincisine büyüme, ikincisine gelişme denir. Büyüme canlı bir varlığın fizik yapısı genişlemesini, boy atmasını hatıra getirir. Çocuk büyüyor denildiğinde anladığımız budur. Gelişme ise yerine göre zeka, anlayış, kabiliyet gibi vasıflara karşılık tutu­labilir. Ekonomide de aynı suretle emeğin vasıflarının yükselmesi, prodüktivitenin artması, organizasyonun rasyonelleşmesi büyümeden çok gelişmenin kapsamına girer. Schumpeter de büyüme ile gelişmenin ayırt edilmesi gereğine işaret etmiş olan iktisatçılardan biridir, iktisadi gelişme, ona göre, ekonominin alışılmış yörüngesinden ayrılıp yeni teknik buluşlarla (innovations) üst seviyede ikinci bir denge çizgisine sıçraması demektir; bu sıçrama periyodik sarsıntı (kriz) ve silkinmelerle yürür. Büyüme ise ekonominin temel verilerinde sindirici ve devamlı değişmeler demektir. Bütün bu ayrımlar doğru olsa bile. Tatbikatta iki olay iç içe girmiş bulunmaktadır. Hadiselerin üstüste gelişinden doğan karma bütün içinde şuraya kadarı gelişmedir diye bir ayırma yapmak kolay değildir. İktisadi büyüme modern iktisat teorisinin önemli konularından olmakla beraber, daha önce ele alınmamış bir problem değildir. Klasik iktisatçılar (Smith, Malthus. Ricardo) ekonomiyi büyüme halinde çeşitli etkenleri ve etkileri ile göz önüne aldıkları gibi, Marx da kapitalist ekonominin büyüme süreci üzerinde durmuştur. Bununla beraber, iktisadi akım ve hareket analizi On Dokuzuncu Yüzyıl sonu ve Yirminci Yüzyıl başlarında daha çok kısa devreli raks hareketlerine (konjonktür dalgalanmalarına) hasredilmiş bulunuyordu. Ancak Keynes'in Genel Teorisi ile makro alanda değişik tahlil araçları (tüketim fonksiyonu, çarpan ve bunlara daha sonra ilave edilen hızlandıran) ortaya konulduktan sonra, problemin bugünkü ölçüde ele alınışına geniş imkanlar sağlanmıştır. Günümüz iktisatçıları bu araçları kullanarak kısa dönemli ve statik (Keynes'deki şekli ile: mukayeseli statik) bir hareket modelinden makro - dinamik büyüme tahliline yönelmek imkanını bulmuşlardır. Almancası : Wachstum. Fransızcası : croissance. İngilizcesi : growth. (Bk; büyüme modelleri, büyüme senaryoları. Büyüme hızı).