Yüklenirken Lütfen Bekleyiniz...

MUHARREM KARARNAMESİ  NEDİR?


Osmanlı Devletinin dış borçlarını düzenli şekilde ödeyebilmek için alacaklıların temsilcilerilye vardığı anlatmayı uygulamaya koyan kararnameye, yayımlandığı ay dolayısiyle verilen isimdir. Gerçekten kararname, 20 Aralık 1881 tarihinde yayımlanmış ve belli başlı hükümleriyle bu talihte meriyete girmiştir.

Geniş anlamda bir konsolidasyon anlaşması olan Muharrem Kararnamesi, başlıca iki olaydan doğmuş bulunmaktadır.

Olayların birincisi, güçlük daha önce başlamakla beraber Ekim 1875 ten itibaren hükümetin, dış borç görevlisine ödemeyi tatil etmesi, geciktirme ilan etmesidir. Her gecikme alacaklıları yeni ve daha uygun bir ödeme planı üzerinde anlaşmaya bir bakıma davettir. Nitekim, alacaklıların müteaddit protestoları ve hükümetlerin siyasi müdahalelere zorlama girişimleri dışında taraflar müzakere yolları aramışlar, çeşitli temaslar yapmışlardır, öte yandan iki cephede yenildikten sonra 3 Mart 1878 de Ayastefanos (Yeşilköy) de imzaladığı muahede ile Ruslara 35 milyon Osmanlı lirası üzerinde harp tazminatı ödeme yükümlülüğü altına giren Osmanlı Devletinin elverişsiz şartlarla aktetmiş olduğu dış borçları ödeme imkanı daha da zayıflamış oluyordu. Yabancı alacaklıların mensup olduğu hükûmetler ve bilhassa İngiltere, alacaklı vatandaşları için Osmanlı Devleti üzerinde tesirli bir müdahalede bulunma yoluna da girmekten kaçınmışlardır. Bütün bu şartlar, alacaklıları. moratoryumun tabii neticesi olan daha müsait bir ödeme plarir üzerinde görüşme ve anlaşma yoluna itmiştir.

Olayların ikincisi; yabancı alacaklılar henüz kabul edilebilir esaslara dayanan bir görüşme havasına girmeden Osmanlı Hükümetinin, içindeki alacaklılarla 28 Kasım 1879 da kendileri için müsait şartlarla ve ödemeyi garanti altına alan bir plan üzerinde anlaşmaya varmış bulunmasıdır. Gerçekten hükümet, başta Osmanlı Bankası olmak üzere, istanbul'un hemen hepsi gayrimüslim olan bankerlerinden (Galata Bankerleri) evvelce almış olduğu ve yekûnu 9 milyon altın liraya varan kısa vadeli borçları tahkim etmiş ve hepsini, karşılığında bazı devlet gelirlerini göstermek suretiyle on yılda eşit taksitlerle ödemeyi kabul etmişti. Bu borcun ödenmesi için karşılık gösterilen gelirler tütün, tuz. pul. alkollü içkiler, balık avı resimlerile bazı yerlerin ipek vergisi (öşürü) olmak üzere altı tane idi. Bu gelirler ve bunlarla bir arada mütalaa edilen tuz ve tütün tekelleri, teşkil edilecek bir komisyon marifetile idare olunacaktı. Böylelikle devlete ait gelirlerin ve bu gelirlerle ilişkili tekellerin idaresi devlet dışında bir idareye verilmiş oluyordu. Anlaşma ile kurulan bu idareye Rüsumu Sitte, Altı Vergi İdaresi adı verilmiştir.

Bu olay, yabancı alacaklılara, hem Osmanlı Hükümetinin borçlarını ödemeye samimi olarak niyetli olduğunu, hem ödemeyi sağlayacak garantilerin bulunabileceğini göstermiştir. Ancak yabancı alacaklılar, direkt müzakere talebinde bulunmak yerinde Babıalinin bu davranışını yerli alacaklılara daha iyi imkanlar sağlayan bir ayırtcılık şeklinde yorumlamayı tercih etmişler ve bir taraftan bunu protesto ederlerken diğer taraftan da hükümetlerini tahrik ederek Osmanlı Hükümeti üzerinde siyasi basınç yaptırmışlardır.

Özet olarak, Osmanlı Devletinin bir taraftan borç ödemeyi tatil etmesi, diğer taraftan borcunu ödeme çareleri araması, fakat bu çareleri ararken pek tehlikeli bir tanesini de (devlet gelirlerine karşılık verme) benimsemesi, yabancı alacaklıları müzakere yoluna getirmiş fakat kabil olduğu kadar çok müsait şartlar elde etmek arzusu ile, bu “yola gelişi” protestolar ve siyasi baskılarlı bir arada yapmışlardır.

Yabancı alacaklıların bu politikası meyvelerini vermekte gecikmemiştir. Nitekim Hükümet, “Rüsumu Sitte” idaresini ihdas eden 22 Kasım 1879 anlaşması ile aynı karakterde ve bu anlaşmayı da içine alan bir proje hazırlayarak 23 Ekim 1880 de alacaklılara iletmiştir. Sonradan Muharrem Kararnamesine esas teşkil edecek olan bu projenin ana hatları şunlardır:

  1. Osmanlı Hükümeti alacaklıların tabi oldukları hükümetlerle değil fakat alacaklıların kendileriyle görüşmeyi arzulamakta, bu sebeple onları, aralarında anlaşarak seçecekleri yetkili temsilcileri istanbul'a yollamaya davet etmektedir.
  2. Hükümetle alacaklıların temsilcileri arasında bir anlaşma olduğu takdirde, borçların ödenmesi işi alacaklıların tayin edeceği bir bankaya tevdi edilecektir. Bu banka Rüsumu Sitte idaresinin de yerine geçecek, dolayısiyle Osmanlı Bankası ile Galata Bankerlerine karşı olan borcun tesviyesini de bu banka yapmış olacaktır.
  3. Borçların ödenmesi için Rüsumu Sitte anlaşmasına dahil altı gelir dışında yeni kaynaklar da tahsis edilecektir. Yeni kaynaklar arasında en önemlileri olarak, gümrük vergisi nisbetinin arttırılması halinde elde edilecek fazla gelir; Doğu Rumeli, Kıbrıs ve Bulgaristan Vergisi: kazanç ve diğer vergiler hasılatının artışından ayrılacak bir hisse Rüsumu Sitte ile birlikte bu ek gelirlerin idaresile de banka uğraşacaktır.

Bu projenin tebliği üzerine alacaklılar temsilcilerini seçmişler ve 1881 Eylülünde İstanbul'a göndermişlerdir. Yapılan görüşmeler anlaşma ile sonuçlanmış, ancak borçların tasviyesi ve karşılık gelirlerin idaresiyle meşgul olmak üzere hükümetin istediği banka yerine, alacaklılar temsilcilerinin seçecekleri bir meclisin teşkil edilmesi kabul olunmuştur. Böylece varılan anlaşma hükümet tarafından 28 Muharrem 1299 (20 Aralık 1881) tarihinde ve bir kararname şeklinde yayımlanarak uygulamaya konmuştur. Memleketimizin maliye ve siyasi tarihinde Muharrem Kararnamesi olarak meşhur, olan bu vesikamın, uygulamaya ait bir çok hükümleri vardır. Fakat esasını, yukarıda belirtildiği gibi, 22 Kasım 1879 tarihli Rüsumu Sitte anlaşmasile 23 Ekim 1880 tarihinde alacaklılara tebliğ edilen projedeki prensipler teşkil etmektedir. Bunlar dışında kararnamenin yarattığı önemli neticeler şunlardır :

  1. Tahsis edilen gelirlerin idaresi ve borçların ödenmesile meşgul olmak üzere teşkili kabul edilen meclis, siyasi ve iktisadi hayatımızda çok acı hatıraları olan Düyunu-Umumiye idaresinin doğuşunu sağlamıştır.
  2. Alacaklıların temsilcilerinden kurulu meclise sadece bir takım devlet gelirleri değil, o gelirlerin tarh ve tahsili ve bunlarla ilgili bütün hukuki ve idari tasarruflar da bırakılmış yani devletin çok önemli bazı hükümranlık hakları yabancılara devredilmiştir.
  3. Devletin dış ve Osmanlı Bankası ile Galata Bankerlerine karşı olan iç borçları yeniden ödenmiye başlanmış ve devlete dış piyasalardan tekrar borçlanma yolu açılmıştır.
  4. Devletin dış borçlarında önemli bir indirim kabul edilmiş, 253 milyon ingiliz lirası tahmin edilen ana mal ve faizden ibaret borç, 107 milyon ingiliz lirasına (117 milyon Osmanlı lirası) düşürülmüştür.

(Bk; Osmanlı Borçları, Düyunu Umumiye, moratoryum).